Kendimden bahsedeyim biraz...
Öncelikle oldukça sıradan biriyim, şaşaalı bir güzelliğim de yok. Sadeyim, olduğum gibi. Sivilcelerimi de öyle kafaya pek takmam ki çok fazla çıkmaz da. Kabullendim kendimi işte. Bakkala gitmeye üşenirim ama sorsan sırt çantamı alıp dünyayı seyahat etme planlarımı anlatırım sana. Açıkça söyleyeyim çevremde benim gibi insanlar yok diyebilirim. Arkadaşlarım tam bir kız gibi... Nasıl desem? Süs, püs, hangi kuaför daha iyi, şu çocuk yakışıklıymış, şu bununla çıkıyormuş gibi konuşmaları olanlar. Göründüğü kadar kötü değil, tipik ergen kızlar işte. Ben onları oldukları gibi kabullendim, sorun değil yani. Ayak uyduruyorum onlara. Dışardan konuşkan görünebilirim ama içimdeki sesleri bir duysalar.. Hayır, dayanamazlar. Benim bile sabrımı taşırıyor iç sesim. Kendi kendimle konuşuyorum (Ah hayır, kesinlikle bir deli değilim! Yani.. Sanırım? Belki? Tamam, birazcık. Ama sadece birazcık! ). Ama kendimle konuşunca daha eşit bakabiliyorum olaylara. Kararlarım daha sağlam oluyor. En azından hatalı bir karar vermiş olsam bile pişman olmuyorum. Sonuçta tamamen içimde gerçekleşiyor. Size açıkça deli olduğum bir şey söyleyebilirim ki o da çikolata!!! Hayatımın vazgeçilmezi. Bencil olduğum birkaç şeyden biri. Ve ben kesinlikle öyle bencil birisi felan değilim. 2-3 şey var yalnızca.
Duygusal biriyim. Fazlaca. Ağlamam için üzülmeme gerek yok. Bence en iyisi de bu. Bence bir insan yorganının altında herkesten gizli ne kadar ağlarsa, o kadar güçlüdür. Hissettiklerini akıtır gözyaşlarıyla, rahatlar. Hele ağladıktan sonraki uyku.. Dünyanın en güzel duygusu. Ve bence kim ne kadar hiç ağlamadığını söylese de, çok mutlu olduğunu söylese de ağlar. (Not: Çok gülen insanların yalnız kaldıklarında daldığı zamanki hâline bakın. Kesinlikle çok şey anlatıyorlar.)
Kitap okumak... Kim ne derse desin, ne kadar kızarlarsa kızsın, kitap okumak sınavlardan çok çok önce gelir benim için. Çok kitap okuyor gibi görünebilirim, ama bana göre hâlâ okuduğum kitaplar az. Gerçi ne kadar okursam okuyayım az gelecek. Kitap bu, biter mi? Övündüğüm konu, hızlı okuyabilmem. Okumayı öğrendiğimden beridir kitap sevgim sayesinde gerçekten hızlı okuyabiliyorum ki bence bu oldukça güzel.
Müzik.. Müzik kesinlikle benim dünyam. Her türlü tarzı dinleyebilirim, sadece uyum meselesi bence. Tek bir tarzda takılıp kalmak kesinlikle sığ bir düşünce (Üzgünüm! Ama düşüncelerim bu yönde:( ). Genellikle slow şarkılar dinlerim ama. Bana söylemek isteyip de söyleyemediklerimi hatırlatıyorlar. Ve sanırım duygusal biri olmamdan kaynaklı da olabilir. Azıcık tabi. En sevdiğim şey ise yepyeni şarkılar keşfetmek. Bana o kadar mükemmel bir his veriyorlar ki... Özellikle pek bilinmeyen sanatçılar ve şarkıları arıyorum. Ve aslına bakarsanız oldukça kolay bir şekilde buluyorum. Hemde öyle mükemmel şarkılar buluyorum ki... Tarif edilemez bir duygu yaşıyorum. Hem bu sanatçıların böyle mükemmel şarkılar karşısında gerektiği ilgiyi göremedikleri için üzülüyorum hem de şarkılar sadece benimmiş gibi bir hisse kapılıp mutlu oluyorum. Söylemeden geçemeyeceğim müzik, kitap ve çikolata konusunda tahmin edemeyeceğiz kadar bencil olabilirim. (Gördünüz mü? Sadece 3 şeyde bencilmişim.)
Bahsettim ya çevremde pek benimle uyuşan tipler yok diye. Aslında benimle uyuşan tek bir tip var diyebilirim. Tartışmasız her türlü derdimi, sevincimi, üzüntümü, sıkıntımı onunla paylaşabilirim. (Günlüğüm değil! O benimle pek konuşamıyor maalesef :( ) Matematik sınavımdan aldığım 35'i bile söylediğim ilk -ve tek- kişi o'ydu mesela. Kafa yapımız da oldukça uyuyor. Gerçi benden birkaç yaş büyük ve biraz daha olgun olabilir. Ama kendimi görüyorum işte ondan, ne yapayım. Blogum konusunda onun fikirleri benim için inanılmaz derecede önemli. Ona çaktırmadan soruyorum, fikirlerini alıyorum sanki öylesine, konuşmaya değmezmiş gibi. Ama dediğim gibi, cevabını beklerken çok heyecanlanıyorum. O benim ailemden biri. Aslında HERŞEYİ aileyle paylaşan tiplerden pek hoşlanmam. İlginç değil mi? Oysa tek güvenebileceğimiz kişiler ailemizdedir. Eh, isteseler de bırakamıyorlar. Ama ben herşeyini -abartmıyorum, gerçekten herşeyini- içinde yaşayan birisiyim. Sanırım hislerimi dışarı vurmamın tek yolu yazmak. Konuşmakta pek iyi sayıldığımı söyleyemem. Ama işte kafa dengi birini buluyormuşsun. Şanslıyım ki çok yakınımdan çıktı. Yalnız emin olun eskiden onun benden bir aralar gıcık olduğundan eminim. Çoğu zaman çekilmez olduğum doğrudur. Ama sanırım büyüdükçe ve olgunlaştıkça bu bahsettiğim kişiyle birbirimizi keşfettik diyebilirim. Ya da şöyle diyelim, beraber büyüyüp, olgunlaştık. Bahsettiğim kişi kuzenim. Hatta bu yazıyı yazma sebebimin de o olduğunu söyleyebilirim. Benim bu biricik kuzenim sayesinde daha çok bağlandım yazmaya, beni sürekli teşvik ediyor çünkü. Aslında paylaştığım şeyler çoğu yerde görülebilecek şeyler. Ama o yine de beni övüyor, hatta bir güzel de eleştirebiliyor. Eleştirinin hem iyi hem kötü anlamda kullanıldığını biliyorum ama burada biraz kötü tarafı eleştirmekten bahsediyorum. Ama bana yararı olduğunu da söylemeliyim. Şimdi benim bu güzel kuzenim üniversiteyi kazandı bu yıl. İstanbul'a gitti. Nasıl özlediğimi anlatamam sizlere. Kendi sınav dertlerim bir yana, onun sınav stresi beni bile yordu. Ayrıca benim benden büyük bir kardeşim yok ama bu bahsettiğim kuzenim ve kardeşleri -ki yine diğer kuzenlerim oluyor- bana inanılmaz bir abi ve abla oldular. Annem küçükken bana çikolata yedirmezdi ama bu abi ve ablalarım gizlice bana çikolata getirirlerdi. 3-4 yaşında olmama rağmen kesinlikle unutmam o zamanları. Çikolata markasını bile hatırlıyorum: Metro ve Tadelle :)
Teşekkür ederim Hümeyra Ablama, Mehmet Abime, Abdullah Abime ve bahsi geçen bu kardeşlerin en küçüğü ve diğer yandan benim dostum olan Ayşe Ablam. Sizler iyi ki varsınız yahu. :)

İkinizede bir büyük tavsiyesi çkolata kilo yapar,siz yemeyin onları bana getirin:) ve ikinizden d kurtulmanın pek yolu yok galiba:)
YanıtlaSil:D tam da bir diyetisyen adayının ablası gibi konuştun:D veee tabi ki de yok... no wayyyyy no escape ;)
Siluuu herkes burada :D ve hayır, .ikolatalarımı sana vermeyi reddediyoruum :D
Sil