30 Aralık 2013 Pazartesi

Sen kimsin?

Sen gerçekte kimsin? Sen bir isim değilsin,boy ve kilo değilsin.Yada cinsiyet değilsin.Yaşının olduğu rakam değilsin ve hangi şehirden olduğunda değilsin.Sen en sevdiğin kitapsın.Kafana sıkışmış şarkılarsın.Sen düşündüklerinsin.Sen binlerce şey olabilirsin ama herkes senin seni gerçekte olmadığın binlerce şey olarak görmeyi seçti.Sen nerede olduğun değil,nereye gittiğinsin.Ve inan bana bende o yola gitmeyi tercih ederdim.


29 Aralık 2013 Pazar

Koyun sürüsü

Nutella modası varken en sevdiğin şey nutellaydı. Nutella modası bitip çiğ köfte modası başlayınca en sevdiğin şey çiğ köfte oldu. İsmini bile duymamışken bir anda Vans için ölüp bitmeye başladın. Başka kimse kalmamış gibi, sırf ismi çok geçiyor ve gif'i çok yapılıyor diye Lana Del Rey en sevdiğin şarkıcı oldu. Tumblr'da, Twitter'da ve Facebook'ta en çok ismi geçen dizilerin 1 numaralı fanatiği oldun. Milyonlarca kitap arasından nedense sosyal medyada ismi en çok geçen yazarın en meşhur kitabı en sevdiğin kitap olmaya başladı. En son Cin Ali okumuşken, bir anda yağmur yağarken kahve eşliğinde kitap okur oldun. Ülke, Vatan gibi kavramlar umrunda bile değilken en büyük Vatanperver sen oldun. Facebook'ta düne kadar ördek gibi poz verdiğin fotoğraflar ile yarım kilo makyajla 'Ev hali' diye etiketlendiğin fotoğraf paylaşılırken şimdi bunu yapanlarla dalga geçer oldun. Özür dilerim ama özel biri falan değilsin, sadece koyun sürüsünün bir parçasısın..



“Sevmek ne demek biliyorum. Bu yüzden hiç kimse beni; beni sevdiğine inandıramaz. Ama sevilmek ne demek onu bilmiyorum.. ”

25 Aralık 2013 Çarşamba

Hemde çok

Gökyüzünü seven insanları garipsemeyin, çünkü onların hayalleri yeryüzünde gerçekleşemeyecek kadar güzel.


24 Aralık 2013 Salı

Bu Hayat...

Yolda yürüyorsun. Güzel bir gün, güneşli ama hafif esiyor. Karşıya geçeceksin, ışıklara yöneliyorsun. O anda; aşırı hızla giden biri kontrolünü kaybediyor ve sana doğru hızla çarpıyor..

Evine gidiyorsun. Kaldırımdasın, okulundan çıktın yorgunsun. İnşaat halinde bir binanın yanından geçerken bir gümbürtü duyuyorsun kafanı kaldırıyorsun ve bir beton parçası kafana düşüyor..

Evdesin. Duş alıyorsun, akşama önemli bir görüşmeye gideceksin. Sabununa uzanırken, dengeni kaybediyorsun ve hızla kafanı küvete vuruyorsun..

Ölüm. Her yerde. Evinde, sokakta, iş yerinde, okulunda, barda, yatağında salonunda, mutfağında, banyoda. Ne zaman, nasıl geleceğini kimse bilemez. Bilemiyorsun. Belki bir kaza ile, belki de amansız bir hastalık ile, ya da dikkatsizlik yüzünden gelecek. Fakat bir gün hepimiz için gelecek. Ama ne zaman geleceğini bilmek söz konusu bile olamaz. Belki bugün, belki yarın. Belki aylar yıllar sonra, belki sadece haftalar. Yarına ölmeyeceğimiz kesin değil hiçbir zaman.

Şuan kimleyseniz ona iyi bakın. Gözlerine. Şuan kimin yanında duruyorsanız, kimin elini tutuyorsanız, kimi öpüyorsanız, kimi kucaklıyorsanız, kime sarılarak uyuyorsanız, kime küsüyorsanız, kızıyorsanız, kimden utanıyorsanız, kimle konuşmaya çekiniyorsanız, kime güceniyorsanız; onun yüzüne iyi bakın. Belki de bu; onunla geçirdiğiniz son gün.

Değerlerinizi bilin. Korkmayın, çekinmeyin. İş işten geçtikten sonra kocaman bir ah çekip ‘keşke’ demektense ‘en azından denedim’ dersiniz. Kızıyorsanız, güceniyorsanız; affedin. Üzülmek için yeterli vaktimiz yok bu dünyada. Vazgeçmeyin. Her kim hayatınızda zorluyorsa sizi; asla pes etmeyin. Güçlü adımlar atın. Dimdik kalın. Kendinize güvenin. Çünkü bu hayat; sizin tek şansınız. Ve ne olursa olsun; tuttuğunuz eli bırakmayın. O el; güvendir, sevgidir, saygıdır. Sizi bir seven insanları siz on sevin. Bir değer verene on değer verin. Hak etmeyecek kişi olduğunu öğrendiğinizde ise kafanızı duvarlara vurmayın; güçlü olun ve yolunuza devam edin. Çünkü bu hayat; pişman olmak için fazla kısa..



2 Aralık 2013 Pazartesi

Hayat

Hava soğuk.
Tak kulaklıkları.
Dışarı çık.
Üşü.
Yürü.
Daha çok üşü.
Daha çok yürü.
Üşüdükçe yürü.
Yürüdükçe, düşün.
Olmak istediğin kişiyi düşün.
Olduğun kişiyi düşün.
Sahip olduklarını düşün.
Senin olmayanları düşün.
Sevdiklerini, sevmediklerini düşün.
Kazandıklarını, kaybettiklerini düşün.
Söylediğin, söylenen yalanları düşün.
Seni terk edenleri, terk ettiklerini düşün.
Artık hayalini kurmadığın o hayatı düşün.
Ne kadar kolay vazgeçtiğini düşün.
Bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşün.
Saatlerce düşün ama hiçbir şey düşünmediğini fark et.
Eve dön.Aynaya bak.
Sol gözün kızarmış.
Demek ki ağlamak istemişsin farkında olmadan.
Ne zaman ağlamak istesen, sol gözün kızarır çünkü.
Aç sıcak suyu, gir altına.
Soğuktan donan vücudun sıcak suyun altında uyuşsun.
Kemiklerin sızlasın.
Acıya aldırma.
Düşün.
Yeniden düşün.
Ardından el salladığın otobüsleri düşün.
İnsanları düşün.İhanetleri düşün.
Bir zamanlar hayallerin olduğunu düşün.
Bir zamanlar mutlu olduğunu düşün.
Mutluluğun nasıl bir his olduğunu unuttuğunu düşün.
O adamı düşün.
O adama asla sarılamayacağını düşün.
Şimdi çık sıcak suyun altından.
Çık ve yaşa.
Ve yaşadığın bu şeye ‘hayat’ de.
Hep aynı şarkı çalsın kulaklarında.
Hep aynı yerden yansın canın.
Ama sen yine de hep, ‘hayat’ de.
Çünkü hayat, güzel rüyalarından haricinde kalan acımtrak zaman dilimi.

Çünkü hayat, hayat işte.
Çünkü hayat, hep böyle.



25 Ekim 2013 Cuma

Ben buyum,

Evet duygusalım. Sinirlenince ağlarım. Çirkinim. Sosyal değilim. Ama biliyor musun? Ben senden daha insanım. Önyargılarım yok, insanları kırmıyorum ve hayal kurabiliyorum. Olmayacaklarını bilsem bile.



5 Ekim 2013 Cumartesi

Demek ki

Bilim insanları 32 aşık çift üzerinde bu deneyi gerçekleştirmiş. 3 dakika bakışan çiftlerin nabızları senkronize olmuş. Aşk ilişkisi içinde olmayan insanlarda ise bu gerçekleşmemiş. Demek ki "Kalbim seninle atıyor" sadece romantik bir cümle değilmiş.



Öyle ki

O kadar iğrenç bir ortamda yaşıyoruz ki 70 yaşında ki adam 7 yaşında ki kızın bacaklarına bakıyor , 14-15 yaşlarındaki gençler sevgilileriyle yatıp kalkıyor. Kızlar küçük yaşta içki sigara gibi şeyler içmeye başlıyor. Erkeklerin beyinleriyle cinsel organları yer değiştirmiş durumda , herkes bi şey peşinde , kiminin canonu var fotoğraf çekip popüler olmaya çalışıyor. Kimi kızlar erkeklere çıplak fotoğraflarını atıyor , erkekler sevgi nedir unutmuş göt peşinde koşuyor. Herkes ailesine sövüyor kimsenin özeli kalmayan bir toplumda büyüyoruz ve bu böyle sürdükçe ne uzun ilişkilerimiz ne de bizi çok seven sevgililerimiz ne de adam gibi adam gerçek kardeşlerimiz olmayacak işte gerçek bu.



30 Eylül 2013 Pazartesi

Acaba?

Fitili icat eden adam bunu tıbba nasıl kabul ettirmiş acaba? "Bakın şimdi bunu götümüze sokuyoruz, hiçbi şeyimiz kalmıyo hadi hoppaa"



Hiç şaşırmadım,

İnsanların %91'i en çirkin ve bakımsız olduğu gün, kendini en çok beğendirmek istediği insanla karşılaşıyor.


Eğitim Sistemimiz


Bu eğitim sisteminde herkesi bir yarışa zorluyorlar. Hep bir rekabet, hep bir rekabet. Birileri mutlaka kazanmak zorunda. Birileri de mutlaka mağlup olmak zorunda. İstediğimiz, hayal ettiğimiz meslekler ve bizi zorladıkları meslekler. Nice kişiler var, sözel okumak istiyor ve sözeli daha iyi. Ama aile baskısı yüzünden sayısalı seçmiş. Bu nedir? Bu hayatta yaşamak için para lazım, bunu elbette anlayabiliyoruz. Ama izin verilse, istediğimiz bölümün en iyisi olup çok da güzel para kazanabiliriz. İşte bunu anlamıyorlar. Size bu konuyla ilgili GERÇEKTEN çok güzel bir film öneriyorum;

Filmin adı "Her Çocuk Özeldir" (Taare Zameen Par). Sevgili Aamir Khan'ın yine müthiş bir filmi. Film hiçbir şekilde zaman kaybı değil. Aksine çok şey öğreneceksiniz. Benim bahsettiğim bu konuyu filmde oldukça iyi bir şekilde anlayacaksınız zaten.

İyi seyirler.

En iyisiydi





İstiyorum,

Ya sen nasıl birşeysin öyle..





11 Eylül 2013 Çarşamba

Aslında seni anlamazlar

Moralin bozuktur. Biri sana derdini anlatır ve gülümsersin hiçbir şey yokmuş gibi onu mutlu etmeye çalışırsın. Ama aslında sen ondan 1000 kat fazla üzgünsündür. O mutlu olur sen içine atarsın. Sonra biri sana bi şeyin mi var der artık patlamak üzeresindir ve patlarsın o kişiye anlatırsın her şeyi. O uzun hikayeye karşılık sana gülümser ve anlıyorum der. Aslında anlamaz.


4 Eylül 2013 Çarşamba

7 günde Einstein gibi olmanın yolları

İşte bir haftalık program

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Sıkıldım,

Sinirlenince kulaklığımın kablosunu kemirmekten sıkıldım. Zaten kulaklık da bu durumdan hoşnutmuş gibi görünmüyor.


17 Ağustos 2013 Cumartesi

Evet,

Gerçekleşmesi mümkün olmayan hayalleri kafamızda büyütüp, yıkılışını izliyoruz.


Sadece,

Hayır ben sadece sana aşık değilim kahveye, kitaplarıma, yatağıma, biricik şarkılarıma aşığım.Tek sorun, sen hepsinden önce geliyorsun.


16 Ağustos 2013 Cuma

Zor,

Gece 'iyiyim' yalanı daha zor geliyor dimi? Yalnızlık nasıl bir şey tadıyor musun? Kendinle sohbet koyu mu? Deli olduğunu düşünüyor musun? Gökyüzü ciğerine doluyor mu? Seni sevmiyorlar.



12 Ağustos 2013 Pazartesi

Öğretin.

Oğullarınıza karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının "aranmadığını" öğretin. Bir kadının omuzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla, sahip olmanın farklı olduğunu öğretin. Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin. Ama bunları önce kendi içinizde ki "çocuğa" öğretin.



22 Temmuz 2013 Pazartesi

Yapmaz.

"Yaşının kaç olduğu olgunluğunu değiştirmez. Notların ne kadar zeki olduğunu belirlemez. Ve hakkında konuşulanlar kim olduğunu belirtmez."


19 Temmuz 2013 Cuma

Daha vahim,

Çatı katı bir odaya sahip olma şansım var ama o şansı kullanma gibi bir şansım yok. Benim durumum daha vahim arkdşlr.



2 Temmuz 2013 Salı

Korkuyorum

Düşüncelerimden korkuyorum, yapabileceklerimden, ağzımdan dökülen sözcüklerden, tutamayacağım sözlerden, geleceğimden, yapmak isteyipte yapamayacaklarımdan, istediğim hayatı yaşayamamaktan korkuyorum. O melodileri bir daha duyamamaktan bazen duymak istemememden, Kaybetmekten değil belki özlemekten korkuyorumdur. Hislerimin bir daha gelmemesinden, her dokunduğum tende tiksinti hissetmekten. Kendimden korkuyorum dostum kendimden.


Var mıydı öyle biri? Yoktu tabi..

Ben öyle birini istiyorum ki, Ben alışveriş merkezinin ortasında birden elimi tutup tüm kızları kıskandırsın. Rastgele anlarda birden şarkı söylemeye başlasın. Romantik olmaktan daha çok şapşal olsun. Ben komik hareketler yaparken kafama peluş hayvan fırlatsın. Benimle beni tüm playstation oyunlarında yeneceğine dair öpücüğüne iddiaya girsin ve bilerek yenilsin. Her zaman saçımla oynasın ve kulak arkasından bozuk para çıkarma numarasını yapsın. Bir battaniye altında birlikte uzanarak yıldızları sayalım. Birlikte saçma sapan fotoğraflar çekinelim, su savaşı yapalım. Ama en önemlisi sevgilinin yanında en yakın arkadaşım da olsun ve asla kalbimi kırmasın. Beni hep güldürsün.
Var mıydı öyle biri? Yoktu tabi..


1 Temmuz 2013 Pazartesi

Hep,

Müziğin kokusu olsa nasıl olurdu acaba? Müziğe sarılabilseydik nasıl hissettirirdi? Rengi olsaydı nasıl olurdu? Bunlar hep merak edilesi şeyler.




29 Haziran 2013 Cumartesi

Düşünmek hiç bu kadar güzel olmamıştı, değil mi?

Düşünsene sevgilin bir blog kuruyor ve o blogu sadece seninle geçen günleri yazdığı bir günlük gibi kullanıyor ve bunu doğum gününde sana bir zarfın içinde URL olarak veriyor. Düşünmek hiç bu kadar güzel olmamıştı değil mi.




Kalır öyle,

Hiçbir sebep yokken konuşmayı kesiyorsunuz ve bir daha ne sen, ne de o yazıyor ya. Acısı midene oturuyor.




28 Haziran 2013 Cuma

Sırf

Bazen Dünyadaki bütün ışıklar kapansın istiyorum, sırf yıldızlar daha net görülsün diye.



27 Haziran 2013 Perşembe

Bana ait

Bulunduğum yerdeki kızlarının çoğunluğunun kafası sadece eli kafaya koyup göze 4 kat rimel çekip üzerine 9-10 efekt koyup Facebook'a ''çirkiiiiiniim'' başlığıyla koyup abaza erkeklerden +200 beğeni ve kendi kafasındaki kızlardan ''aa hyr bbğim bnm sn çk gzlsn'' yorumunu beklemeye basıyor.
Ama kulaklığımın ardında yeni bir dünya var. Sadece bana ait olan.




Haklı tabi

Dışarıda o kadar güzel kız varken neden benim gibi birini sevsin ki abi çocuk haklı yani.