25 Aralık 2012 Salı


Sadece filmlerde olabilecek şeyleri hayal etmekte üstüme  tanımam.


Şarkı?

Neden yabancı müzik dinliyorum biliyor musunuz? 
Çünkü küfür içermeyen şarkılar da var. Çünkü yabancı şarkılarda bir tek aşktan bahsetmiyorlar. 
Kendine inanmaktan ve hayallerinin peşinden gitmekten, kendin olmaktan, inandığın şeyden vazgeçmemekten de bahsediyorlar. 

Sadece görmek istediklerinizi görüyorsunuz.



Mim !

Öncelikle buradan Şevval'e sevgiler ! :) Teşekkür ederim Şevval mimin için ! <3



"Geliyor musun o ağaca?

Boynuna ilmekten bir kolye tak, dur yanımda

Çok tuhaf şeyler olmuştu orada

Gece yarısı buluşsaydık o idam ağacında

Daha tuhaf olmazdı aslında..."



Gönüllüyüm !


22 Aralık 2012 Cumartesi

Bazen hayat o kadar çok zor geliyor ki, nefes alamıyorsun, canın yanıyor, çok acıyor. Neden mi? İnsanların hep kendini üstün görmesinden, diğerlerini müzik zevklerinden dolayı yargılamasından, küçümsemesinden, giyinişinden dolayı alay etmesinden, yürüyüşünden alay etmesinden, konuşmasıyla dalga geçmesinden, kilosundan dolayı isim takmasından, boyundan dolayı dalga geçmesinden, maddi durumundan dolayı onu hep dışlayıp ezmesinden canım yanıyor. İnsanlar kendini Nırvana, The Beatles gibi grupları dinlediği için üstün sanıyorlar. One Direction, Justin Bieber dinleyeni kezban yapıyorlar. Fakat bilmiyorlar onları dinleyince mutlu oluyorlar. İnsanlar marka şeyler giydikleri için kendilerini üstün sanıyorlar. Fakat bilmiyorlar ailesinin ona her gün giymesi için farklı kıyafetler alma durumu olmadığını. İnsanlar kendini manken gibi yürüyor gibi sanıp üstün görüyorlar. Fakat bilmiyorlar alay ettiği kişinin bacaklarında sorun var. İnsanlar kendilerini diksi yonlu, kibar konuşuyor diye üstün sanıyorlar. Fakat bilmiyorlar ailesinin doğulu olup doğuştan şiveli olduğunu. İnsanlar kendini zayıf ve güzel sanıyorlar. Fakat bilmiyorlar kilolu olduğu için her gün ağlayıp zayıflamaya çalışması fakat hastalığı olduğu için zayıflayamamasını. İnsanlar kendilerini uzun diye üstün sanıyorlar. Fakat bilmiyorlar genetik bir boy kısalığı hastalığı olduğunu. İnsanlar çok parası olduğu için, hayatı dört dörtlük olduğu için, her gün farklı bir kıyafetle, farklı bir arabayla dışarı çıktığı için kendini üstün sanıyor. Fakat bilmiyor babasının onun için sabah akşam canını dişine takıp çalıştığını ama yinede yettiremediğini. İNSANLARIN KENDİNİ ÜSTÜN GÖRMESİNDEN, DİĞER İNSANLARI EZİP, KIRMASINDAN YORULDUM. BÖYLE İNSANLAR YÜZÜNDEN BİNLERCE, BELKİ DE MİLYONLARCA HAYALLERİ YIKILMIŞ İNSANLAR VAR. HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?



15 Aralık 2012 Cumartesi


Duyduğuma göre odamı merak ediyormuşsunuz.  Buyrun *-*


Bazı filmlerin..

Bazı filmlerin Disney versiyonları. 
















Hayalleri olmayan insana bir şey demeyim, onlar zaten ölmüşler.




Harika !

Hep Amerika'nın oyunları bunlar .. Ha bu arada anneciğim bana yatak almak istiyordun, hatırladın mı?

Kendini toplayan yatak !

Güler misin Ağlar mı?


Merhabalar güzel takipçilerim . Bugün sizlere paylaşmam gereken çok önemli bir şey var ! 
Bugün salonumuzda bir KUMRU vardı ! BİR KUMRU !! İnanabiliyor musunuz? Bence inansanız iyi edersiniz. Bugün salonun hiçbir penceresi bile açılmamıştı halbuki. Üstüne güya bugün salonu temizledik. Tahminlerimize göre bir kaç gündür salonumuzda O.o (Masanın üzerinde bir günde yapılamayacak kadar çok pislik vardı. Iııy.. :D ) Ve bende bu komik, aksiyonlu ve eğlenceli zamanlarımı sizlerle paylaşmak istedim :D


İlk gördüğümüzde avizenin üzerindeydi. Gördüğümüz zaman odadan deli danalar gibi kaçışımızı görmeniz gerekirdi :D



Sonra zavallı kuşu çıkarmaya çalışırken korkuttuk ve salonda uçmaya başladı. İlk önce kapıya kondu, biz de kapının öbür tarafından çektik fotoğrafını. İyi ki üst kısmı cammış :D


Az kalsın uyuyordu.. 

Sonradan yakaladık. Öyle uysal ki.. Ben BİLE sevdim. Ki bu oldukça anormal bir durum :D








Banyo yapıp çıkınca böyle üşürsün ya hani. İnceden inceye bir titreme gelir. Sırf onun için banyodan çıkamıyorum ben. Sonra da vay efendim kırk saat çıkmıyorsun. Üşüyorum annem. Napayım yani.


14 Aralık 2012 Cuma

Anne?



Birini gerçekten tanımak mı istiyorsun? Git ve şarkılarını dinle.



Beni Bilmiyorsun..

Beni bilmiyorsun ve benim hakkımda bir yargıda bulunursun? 
Neye dayanarak giydiğim tarzım mı? Belki de kilom ya da gözyaşlarımdır? Çirkin mi görünüyorum yoksa güçsüz mü? Dudaklarımdaki gülümsemede mi arıyorsun mutluluğu? Yoksa bir başkasının ağzından çıkan bir kaç kelimede mi? 
Çok kolay değil başkalarını eleştirmek, tanımadan, gerçekten kim olduğunu bilmeden. 
Kimim ben gerçekten biliyor musun? 
Adımdan ibaret değilim sadece ya da görüntümden. 
Sonuçta ne adımı ben seçtim ne de görüntümü, eğer beni eleştirmek için bir cümleye başlayacaksan otur ve düşün beni ne kadar tanıdığını ya da benim seni ne kadar umursadığımı.


13 Aralık 2012 Perşembe

10 Aralık 2012 Pazartesi

Okulu Sevebilirdik...

Okulu sevebilirdik..

Sevmiyoruz çünkü dersleri gerçekten iyi bir şekilde işleyemiyoruz, geri kafalı, kendini düşünen bencil, ikiyüzlü, her halttan insanlar var… 

Sevmiyoruz çünkü orada eğitim yok ezber, zorunluluk, saçma ve gereksiz kurallar var, sorunu hep karşıda arayanlar var, ben haklıyım sen haksızsın diyenler var, göz yummak var orda… 

Sevmiyoruz çünkü kimse bizi anlamıyor, anlamayacak.

Bilmiyorum

Kendimi çok tuhaf hissediyorum. Sanki yanıyormuşum söndürmüşler ama daha fazla yanıyormuşum gibi. Çığlık atmak istiyorum mesela. Koşmak, koşmak, koşmak istiyorum.Bağırmak istiyorum. 
Kocaman, sımsıcak bir kucaklamaya ihtiyacım var mesela. 
tuhaf, gerçekten çok tuhaf.
"Nasılsın?","Ne hissediyorsun?" diyorlar ya benim ağzımda yalnızca "Mutluluklar ona." çıkıyor. Gülümsüyorum. Aslında o an ne hissediyorum bilmiyorum.
Aşık felan değilim. Basit bir şey benimkisi. Basit bir hoşlantı. O kadar. Dahası yok. Olamaz da. Tanımıyorum ki onu.
Yani müzik dinlemeyi çok sevdiğini ki daha çok yerli şarkılar sevdiğini, voleybol oynamayı sevdiğini ve çok güzel oynadığını, Beşiktaşlı olmasını ve aşık olduğu bir kız için birçok şey yaptığından başka bir şey bilmiyorum ki ben. 
Bilmiyorum.


Bir izleyicimizden gelen bir yazı. Oldukça hoşuma gitti, paylaşmak istedim -.-


9 Kasım 2012 Cuma

Evet arkadaşlar,

Uzunca bir süre giremedim, yazamadım. Takipçilerimizden özür dilerim :)
Ancak şu sıralar yazılı/sınav dönemine girmiş bulunmaktayım. 
Sizi seviyorum :)

xoxo

26 Ekim 2012 Cuma

Smile...

And you've got smile that could light up tis whole city.


People change.

Love hurts.

Friends leave.

Things go wrong.


But just remember;


Life goes on.


24 Ekim 2012 Çarşamba

Dinle...

Dinle...
Yalnızca dinle..
Kalbinin sesini duy, içinden gelen o seslere kulak ver.
Kendi iç sesinin müziğiyle var ol...
Yaşa...
Kendi sesinle yaşa..
Öldürme kendini, kalbinin katılaşmasına izin verme...


21 Ekim 2012 Pazar

Ben..

Okurum.
Yazarım.
Çizerim.
Yaşarım.

Önce yazarım ben. Yazdığımla kalmam, okurum. Okurken bambaşka diyarlarda dolaşırım. Gezerim o diyarlarda. 

Sonra sanki suyun altından çıkmış gibi gerçeğe dönerim. Ama o zamanları unutmak istemem. Koşa koşa elime kağıt kalem alır, çizerim o diyarları. Çizerken yeniden yaşarım. 

Ben yaşarım. 



Böyle bir tabelayla karşılaşsan ne tarafa giderdin? 




Belki...

Biz birbirimizi hissetmeden yapamayız, iyice anladım... Biz hep yan yana olmalıyız bence, asla ayrılmamalıyız. Kısa süreli ayrılıklarda bile kendimi çöl ortasında yalnız kalmış gibi hissettim...
'Beklentisiz sevebilir misin?' diyorsun... Bu sorunun yanıtını düşündüm biraz. Evet, beklentisiz sevebilirim. Neden olmasın!
Sevebilir miyim acaba? Dur şimdi, atmayayım. Yaşamadan anlaşılmaz böyle şeyler. Ama bu duygu var içimde. Kendimde yetenek görüyor gibiyim. Kuşkuluyum gerçi ama geliştirebilirim. İyice seversem yani, tam bir aşka düşersem...
Hani film seyrederken olur ya. Esas kızın sıra dışı bir şey yapması gerekir ama o yapmaz. Sen fitil olursun, ben olsam yapardım dersin. Başa gelince yapılmıyor bazen. Uzaktan yargılamak kolay tabi... Seni düşünerek bir şeyler karaladım...
Yazgımı her zaman yazgınla birlikte düşündüğümsün sen. Kendi yanında var hissettiğimsin. Arada duvar ve perde bırakmadığımsın. 
Sen duygularımı ve düşüncelerimi paylaşmadıkça rahat edemediğimsin. İnsana özgü hatalarımı, kusurlarımı, zayıflıklarımı göstermekten utanmadığımsın.
Bende yaşayansın ve içinde yaşadığımsın sen. İnsanlar içinde kendimi yalnız hissettirmeyensin bana. Şiirler yazdığım, masallar kurduğumsun. Bir insan için özel bir insan varsa dünyada, işte o sensin benim için...
Peki, söyle bakalım, sen de benim gibi sevebilir misin?


15 Ekim 2012 Pazartesi

Sanatın Rengi...

Kendi yazılarını yazmalısın artık! Özünden süzülen yalın yazılar olmalı bunlar.
Biçime takılıp kalma ama biçimi büsbütün ihmal de etme. Zira muhtevanın koruyucu kabıdır biçim.
Olaylarla, karakterlerle, durumlarla düşün. Durup ince şeyleri anlamaya vakit ayır.
Dilin yalın, anlatımın duru olsun. Konu uygunsa şiir deneyimini kullanabilirsin, metni tatlandırır.
Kısa yazmayı seviyorsun, belli. Tamam, kısa yaz. Fakat sözü güdük bırakma.
Mini gözlemlerini tahkiye diliyle anlat. Hatıralarını, izlenimlerini, yaşantılarını öyküleştir.
Güzel, sıcak, sarıcı bir üslup sahibi ol, bunu ısrarla sürdür.
Önemlidir üslup, meyvedeki tat, çiçekteki koku gibidir. Okuru celp ve cezp eder.
İnsan bir sanat eserini tadı, kokusu, rengi için okur onu bazen farkına bile varmadan benimser.


Tam Tipimsin!

Yazmayı hayatının merkezine yerleştiren tutkulu bir yazar, sürekli sanatını ve eserini düşünür, hayata da bu gözle bakar.
Karşılaştığı, tanıştığı, görüştüğü insanları potansiyel birer 'tip'  olarak görür.
Bu adamdan ya da kadından bir hikaye çıkar mı acaba diye düşünür.
Bir hayat casusudur yazar !


En iyi, iyinin Düşmanıdır ...

Günün belli bir saatini yazmaya ayır. Zamanı gelince otur ve yaz.
Kalemine ne gelirse ve nasıl gelirse öylece yazmaktan çekinme.
Saçma sapan olacakmış, varsın olsun! Kime ne? Elini korkak alıştırma.
Mükemmel olmayı bekle. Bu arzu seni kısır bırakır, üretim yapmanı engeller.
Mükemmel olayım da öyle yazarım dersen asla yazamazsın.
Kimse yazamaz. Çünkü insanın bir tarafı her zaman eksik kalır. Kim mükemmel ki?
En iyiyi ararken iyiyi de yitirirsin. Daha iyiye, yazarak, her yazışta kendini bir adım daha geride bırakarak ulaşabilirsin ancak.

Ben Rüzgarım

Dur diyorsun.
Kal diyorsun.
Ben rüzgârım, duramam, eserim.
Rüzgâra dur denir mi hiç,
esme denilir mi!
Dedim sana, rüzgârım ben,
gezmeliyim.
Yağmurlar taşımalıyım
kurak beldelere

14 Ekim 2012 Pazar

Olmadığın Gibi Ol !


 Yine sabah, alarm çaldı, kalk yataktan ve sürüklen bir yerlere.
   Hemen giyin bu rolü.
   Aman pot olmasın elbisende ve de sakın kırışmasın, çünkü onlarca göz üzerinde.
   Kapat fermuarı sıkıca, aman açık kalmasın, yoksa açığa alınırsın.
   Alınırsın...
   Bakılırsın...
   Sınanırsın...
   Yorulursun...
   Aslında her gün boğuşursun...
   Neden diye sormayan onlarca yoldaşınla yarışırsın.
   Yarıştırılırsın...
   Ortak nokta bu işte, hep edilgensin.
   Bir binanın içinde bambaşka bir yüz takınırsın.
   Ne çok yüzün var diye sen bile şaşırırsın.
   Kandırırsın kendini!
   Bir odaya sıkışırsın on dakikalığına ve orada çekilirsin kabuğuna.
   Bunun adı mola.
   Konuşmalara takılırsın, kapılmışlar akıntıya, sen onlardan sakınırsın.
   Ne serzenişt, ne sitem...
   Tepkisizliğe övgüler yağdırırsın, çünkü az sonra asacaksın önlüğünü askıya.
   Bir çırpıda soyunup atacaksın yüzünü masaya, yüzsüzlüğüne sarılıp çıkacaksın binadan.
   Kendine ait olacaksın.
   Buram buram sen kokacaksın.
   Esaretten salıverilmiş gibi sokaklara dalacaksın.
   "Umurumda değil dünya ve ne aşk ve ne de para..." dercesine salınarak yürüyeceksin.
   Kulağında hafif müzik, her gün kolay olsun diyeceksin, hafif olsun.
   Hafızanı sileceksin.
   Yağmur yağsa ıslanacaksın, hiç şemsiye açmadım, hiç de açmayacaksın.
   Sudan mı kaçacaksın?
   Yine de hep yedek bir yüz ifadesi taşıyacaksın çantanda.
   Bir acil çıkış planı yapacaksın.
   Tehlike anında camı kırıp kaçacaksın.