14 Ekim 2012 Pazar

Olmadığın Gibi Ol !


 Yine sabah, alarm çaldı, kalk yataktan ve sürüklen bir yerlere.
   Hemen giyin bu rolü.
   Aman pot olmasın elbisende ve de sakın kırışmasın, çünkü onlarca göz üzerinde.
   Kapat fermuarı sıkıca, aman açık kalmasın, yoksa açığa alınırsın.
   Alınırsın...
   Bakılırsın...
   Sınanırsın...
   Yorulursun...
   Aslında her gün boğuşursun...
   Neden diye sormayan onlarca yoldaşınla yarışırsın.
   Yarıştırılırsın...
   Ortak nokta bu işte, hep edilgensin.
   Bir binanın içinde bambaşka bir yüz takınırsın.
   Ne çok yüzün var diye sen bile şaşırırsın.
   Kandırırsın kendini!
   Bir odaya sıkışırsın on dakikalığına ve orada çekilirsin kabuğuna.
   Bunun adı mola.
   Konuşmalara takılırsın, kapılmışlar akıntıya, sen onlardan sakınırsın.
   Ne serzenişt, ne sitem...
   Tepkisizliğe övgüler yağdırırsın, çünkü az sonra asacaksın önlüğünü askıya.
   Bir çırpıda soyunup atacaksın yüzünü masaya, yüzsüzlüğüne sarılıp çıkacaksın binadan.
   Kendine ait olacaksın.
   Buram buram sen kokacaksın.
   Esaretten salıverilmiş gibi sokaklara dalacaksın.
   "Umurumda değil dünya ve ne aşk ve ne de para..." dercesine salınarak yürüyeceksin.
   Kulağında hafif müzik, her gün kolay olsun diyeceksin, hafif olsun.
   Hafızanı sileceksin.
   Yağmur yağsa ıslanacaksın, hiç şemsiye açmadım, hiç de açmayacaksın.
   Sudan mı kaçacaksın?
   Yine de hep yedek bir yüz ifadesi taşıyacaksın çantanda.
   Bir acil çıkış planı yapacaksın.
   Tehlike anında camı kırıp kaçacaksın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder